Nachrichten erscheinen auf Türkisch.

07.11.2026 • Cumartesi Fethiye 19° BIST 11.482,60
Gold 6.556,39 TRY Dollar 50,1498 TRY Euro 55,9219 TRY
EILMELDUNGEN
Doğum gününde parlayan tektaş yüzüğüyle dikkat çekmişti! Şifanur Gül nişan tarihini duyurdu En düşük emekli maaşı için 30 bin TL kulisi: Refah payı ve seyyanen artış formülü masada Sosyal medyadaki ilandan sonra ilk kez yan yana! Aytaç Şaşmaz ve Serra Arıtürk'ün keyfi yerinde! COP31 Liderler Zirvesi öncesi Antalya'da 7 ilçede okullar 2 gün uzaktan eğitime geçecek ⚠️🌧️⛈️ EDİRNE'DE ŞİDDETLİ SAĞANAK ve MARMARA'DA FIRTINA UYARISI! UYARI NO:129 🌊 Meteoroloji'den KIRMIZI ALARM! 🚨 MHP Muğla İl Başkanlığı Yarın Sahada — Milas'tan Fethiye'ye Teşkilat Buluşması Muğla Ticaret Odaları Yeni Dönem - Tebrikler! 6 Başkan Göreve Başladı Yeni Dönem Hayırlı Olsun! Erdem AĞAN, Reşit ÖZER, Bülent KARAKUŞ, Kemal HIRA, S. Ece Baysal Güngör, Hurşit ÖZTÜRK ÖLÜDENİZ'DE OKUL YAKININA BAZ İSTASYONU İTİRAZI BÜYÜYOR - Aileler Çocuklar yaşlılar Uzak Tutulsun! Doğum gününde parlayan tektaş yüzüğüyle dikkat çekmişti! Şifanur Gül nişan tarihini duyurdu En düşük emekli maaşı için 30 bin TL kulisi: Refah payı ve seyyanen artış formülü masada Sosyal medyadaki ilandan sonra ilk kez yan yana! Aytaç Şaşmaz ve Serra Arıtürk'ün keyfi yerinde! COP31 Liderler Zirvesi öncesi Antalya'da 7 ilçede okullar 2 gün uzaktan eğitime geçecek ⚠️🌧️⛈️ EDİRNE'DE ŞİDDETLİ SAĞANAK ve MARMARA'DA FIRTINA UYARISI! UYARI NO:129 🌊 Meteoroloji'den KIRMIZI ALARM! 🚨 MHP Muğla İl Başkanlığı Yarın Sahada — Milas'tan Fethiye'ye Teşkilat Buluşması Muğla Ticaret Odaları Yeni Dönem - Tebrikler! 6 Başkan Göreve Başladı Yeni Dönem Hayırlı Olsun! Erdem AĞAN, Reşit ÖZER, Bülent KARAKUŞ, Kemal HIRA, S. Ece Baysal Güngör, Hurşit ÖZTÜRK ÖLÜDENİZ'DE OKUL YAKININA BAZ İSTASYONU İTİRAZI BÜYÜYOR - Aileler Çocuklar yaşlılar Uzak Tutulsun!
Märkte Aktualisiert:
Alle Märkte
Fethiye (Standardregion)
Eilmeldungen

Üner Çolak, Akkuyu'nun karbon salımını azaltıp dışa bağımlılığı düşüreceğini belirtti

Üner Çolak, Akkuyu'nun karbon salımını azaltıp dışa bağımlılığı düşüreceğini belirtti
Booking Turkey724 TransferSponsorSponsor 4Sponsor 5Sponsor 6Sponsor 7Sponsor 8Sponsor 9Sponsor 10Sponsor 11Sponsor 12

Üner Çolak, Akkuyu'nun karbon salımını azaltıp dışa bağımlılığı düşüreceğini belirtti İTÜ Öğretim Üyesi Üner Çolak, Akkuyu NGS'nin karbon salımını sınırlayıp enerjide dışa bağımlılığı azaltacağını belirtti. Çolak, santra

Fethiye'de ✍️🖋 DYN د ي ن Life & Live E L L H ال ل ه Asist System. — Fethiye’de ✍️🖋 DYN د ي ن Life & Live E L L H ال ل ه Asist System | haberodasi.com ✍️🖋 Helal El Diyar Medya · Son Dakika · Son Dakika arşivi.

Üner Çolak, Akkuyu'nun karbon salımını azaltıp dışa bağımlılığı düşüreceğini belirtti

Üner Çolak, Akkuyu'nun karbon salımını azaltıp dışa bağımlılığı düşüreceğini belirtti

İTÜ Öğretim Üyesi Üner Çolak, Akkuyu NGS'nin karbon salımını sınırlayıp enerjide dışa bağımlılığı azaltacağını belirtti. Çolak, santralin nitelikli istihdam ve nükleer sanayiye ekipman üretiminde yetkinlik sağlayacağını söyledi.

İSTANBUL Teknik Üniversitesi (İTÜ) Enerji Enstitüsü Nükleer Araştırmalar Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Üner Çolak, Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) ile Türkiye'nin karbon salımının sınırlandırılması ve enerjide dışa bağımlılığın azaltılması yolunda önemli bir adım atıldığını belirtti. Bu iki başlığı 'santralden elde edilecek ilk faydalar' olarak değerlendiren Çolak, "Bu santral ile, elektrik üretiminin yanı sıra, nitelikli istihdam yaratılması ve ülkemizde mevcut sanayinin nükleer alanda kullanılacak malzeme ve ekipman üretimi konularında da yetenek ve yetkinlik geliştirmek konularında da fayda sağlaması söz konusudur. Nükleer sanayinin oluşması çapraz etki yaratıyor" ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin uzun dönemli enerji politikalarında toplam nükleer kapasitenin önümüzdeki 25 yılda toplam 20.000 MW elektrik gücüne kadar ulaşmasının hedeflendiğini hatırlatan Çolak, "Dünyada 31 ülkede 417 reaktörle toplam elektrik üretiminin yaklaşık yüzde 9'u nükleer kaynaklıdır. Toplamda kömürün yüzde 34, doğal gazın ise yüzde 22 payı bulunmaktadır. Nükleer, Fransa, Çin, ABD, Rusya gibi pek çok ülkede ekonomik büyüme ve endüstriyel faaliyetleri destekleme açısında itici güç oluşturmuştur. Baz yük elektrik üretimi açısından fosil kaynaklara ciddi bir alternatif oluşturan nükleer enerji, yenilenebilir kaynaklara göre oldukça avantajlıdır. Nükleer, karbon emisyonlarının azaltılması açısından da önemli bir potansiyel taşımaktadır. Alan kullanımı çok daha az olan nükleer reaktörler yenilenebilir enerji kaynakları rüzgar ve güneş enerjisine göre ayak izi açısından da avantaj sağlamaktadır. Türkiye de kurulmakta olan Akkuyu NGS'nin devreye girmesi ile nükleer elektrik üretimine başlayacaktır. Tamamı 1200 MW elektrik gücünde olacak dört üniteden oluşacak bu santral, tamamı işletmeye alınınca ülkemizde elektriğin yüzde 10'luk kısmını üreterek önemli bir rol üstlenecektir" dedi.

'NÜKLEER SANTRALLER ELEKTRİK ÜRETMEKTEN FAZLASINI YAPIYOR'

Hacettepe Üniversitesi Nükleer Enerji Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Şule Ergün de nükleer enerjinin yalnızca bir elektrik üretim teknolojisi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, bu alanın ülkelerin enerji arz güvenliğine, sanayileşmesine, teknolojik gelişimine ve nitelikli insan kaynağı yetiştirmesine doğrudan katkı sağladığını söyledi. Ergün, dünyadaki örneklerde de nükleer santrallerin yalnızca elektrik üretmekle kalmadığını, çevrelerinde mühendislik, araştırma ve sanayi ekosistemleri oluşturduğunu ifade etti.

Prof. Dr. Şule Ergün, şunları söyledi:

"Bunun en çarpıcı örneklerinden biri Fransa'dır. Fransa, 1970'li yıllardaki petrol krizinin ardından enerji arz güvenliğini güçlendirmek amacıyla nükleer enerjiye büyük yatırımlar yapmıştır. Bugün bu stratejinin sonuçlarını çok açık biçimde görebiliyoruz. 2025 yılında Fransa'da üretilen elektriğin yaklaşık yüzde 68'i nükleer santrallerden sağlanmıştır. Yenilenebilir enerji kaynaklarıyla birlikte değerlendirildiğinde, ülkedeki elektrik üretiminin yüzde 95'inden fazlası düşük karbonlu kaynaklardan gerçekleştirilmiştir. Daha da önemlisi, Fransa'da elektrik üretiminin ortalama sera gazı emisyon yoğunluğu kilovatsaat başına yaklaşık 20 gram karbondioksit eşdeğeridir; bu, Avrupa'nın en düşük değerlerinden biridir. Fransa örneği bize nükleer enerji ile yenilenebilir kaynakların birbirinin alternatifi olmak zorunda olmadığını, aksine birlikte çok düşük karbonlu bir elektrik üretim sistemi oluşturabildiğini gösteriyor. Japonya ise nükleer enerjiden vazgeçmenin enerji sistemi ve çevre üzerindeki etkilerini göstermesi açısından önemli bir örnektir. 2011 yılında yaşanan Fukuşima kazasının ardından Japonya'daki reaktörlerin büyük bölümü durduruldu; ortaya çıkan üretim açığı ağırlıklı olarak doğal gaz, kömür ve diğer fosil yakıtlarla karşılandı. Japonya'nın 2010 yılında yaklaşık 1 milyar 258 milyon ton olan yıllık sera gazı emisyonları, 2013 yılında yaklaşık 1 milyar 408 milyon tona yükseldi. Üç yıl içinde yaklaşık 150 milyon tonluk bir artış yaşandı. Bu örnek, enerji politikalarında yalnızca hangi kaynağın kullanılacağına değil, o kaynak devreden çıkarıldığında yerine neyin konulacağına da bakmak gerektiğini hatırlatıyor. Ekonomik etkiyi en net gösteren örneklerden biri de Kanada'dır. Ontario'daki Bruce Nükleer Güç Santrali, eyalette tüketilen elektriğin yaklaşık yüzde 30'unu karşılarken, doğrudan ve dolaylı olarak 22 bin kişiye istihdam sağlamakta ve bölge ekonomisine yılda yaklaşık 4 milyar Kanada doları katkı sunmaktadır. Santralin bulunduğu belediyenin yıllık vergi gelirine katkısı tek başına 30 milyon doları aşmaktadır. Bu rakamlar, bir nükleer santralin bulunduğu bölge için ne anlama geldiğini somut biçimde ortaya koyuyor."

Nükleer enerjinin sanayi ve teknoloji geliştirme kapasitesine sağladığı katkı konusunda Rusya'nın dikkat çekici örneklerden biri olduğunu söyleyen Ergün, "Rusya, nükleer enerjinin dünyadaki gelişiminde lokomotif görevi üstlenen ülkeler arasında yer alıyor. Ülkede onlarca yıldır sürdürülen çalışmalar; reaktör tasarımından yakıt teknolojilerine, malzeme geliştirmeden kontrol sistemlerine, ağır ekipman imalatından bakım ve işletme hizmetlerine kadar çok geniş bir sanayi altyapısı oluşturmuştur. Bu dönüşümün en somut göstergesi santral yerleşimleridir. 1960'lı yıllarda yaklaşık 3 bin nüfuslu bir kasaba olan Novovoronej, bugün 30 bini aşkın nüfuslu bir kente dönüşmüş, 4 binden fazla santral personeline ve onların ailelerine ev sahipliği yapan önemli bir merkez haline gelmiştir. Leningrad NGS'nin bulunduğu Sosnovy Bor'un nüfusu ise 70 bine ulaşmıştır. Bu yerleşimler, nükleer tesislerin çevresinde teknik uzmanlık ve istihdam birikiminin uzun yıllar içinde nasıl geliştiğini gösteriyor" dedi.

Nükleer santrallerin uzun işletme ömürlerinin bu ekonomik yapının devamlılığına katkı sağladığını ifade eden Ergün, gerekli değerlendirmeler ve izinlerle bir santralin 60 yıl, hatta daha uzun süre işletilebileceğini, bu nedenle nükleer santral yatırımının inşaat döneminde ortaya çıkan ekonomik hareketlilikten fazlasını yarattığını belirtti. Ergün, "Santraller; işletme, bakım, mühendislik, teknik hizmetler ve tedarik faaliyetleriyle nesiller boyunca devam eden bir ekonomik yapı oluşturuyor" ifadelerini kullandı.

'TÜRKİYE, ULUSLARARASI NÜKLEER CAMİANIN KALICI BİR PARÇASI OLDU'

Akkuyu NGS'nin Türkiye açısından bu geniş çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini belirten Ergün, şunları söyledi:

"Akkuyu'da her biri yaklaşık 1.200 megavat elektrik gücünde dört reaktör inşa edilmektedir. Santral tam kapasiteyle işletmeye alındığında yılda yaklaşık 35 milyar kilovatsaat elektrik üretmesi öngörülmektedir. Bu, ülkemizin elektrik üretiminde önemli miktarda fosil yakıt kullanımının ikame edilebilmesi anlamına geliyor. Tek bir ünite üzerinden örnek vermek gerekirse: Akkuyu'daki bir ünitenin yılda yaklaşık 8,8 milyar kilovatsaat elektrik üretmesi durumunda, bu üretimin doğal gaz santrallerindeki üretimin yerini aldığı varsayımıyla yılda yaklaşık 3,5 milyon ton karbondioksit emisyonu önlenebilir. Bu miktar, belirli büyüme koşullarındaki yaklaşık 58 milyon ağacın bir yılda atmosferden uzaklaştırdığı karbondioksite eşdeğerdir. Üstelik burada yalnızca tek bir reaktörden söz ediyoruz.

Ancak benim açımdan Akkuyu'nun önemi yalnızca üreteceği elektrikle veya sağlayacağı emisyon azaltımıyla sınırlı değil. Bu projeyle ülkemiz, nükleer enerji kullanan ülkeler sınıfına dahil oldu ve enerji arz güvenliği açısından etkisi uzun yıllar sürecek kalıcı bir kazanım elde etti. Türkiye artık uluslararası nükleer camianın kalıcı bir parçasıdır. Çok sayıda uzman ve uluslararası ortak, Türkiye'nin nükleer alanda geliştirdiği kapasiteyi ve yürüttüğü çalışmaları yerinde görmek üzere ülkemize geliyor. Bu temaslar, Türkiye'nin bu alandaki gelişiminin uluslararası düzeyde yakından takip edildiğini gösteriyor" dedi.

'MERSİN'DE YENİ BİR KALKINMA DİNAMİĞİ'

Ergün, santralin etkisinin ülke ölçeğiyle sınırlı kalmadığını, kurulduğu bölgeyi de dönüştürdüğünü belirtti: "Akkuyu sahasında çalışmaların en yoğun döneminde 30 bin kişinin çalıştığını biliyoruz. Bu, Mersin için tek bir yatırımın yarattığı en büyük istihdam hareketlerinden biridir. Gülnar, Büyükeceli ve çevresinde ulaşım altyapısı yenilendi; yeni okullar, sağlık birimleri ve sosyal tesisler hizmete girdi. Bölgede konut ve hizmet sektörü canlandı, yerel esnaf ve taşımacılık işletmeleri santral kaynaklı kalıcı bir talep kazandı. Eğitim tarafında da somut bir adım atıldı: Milli Eğitim Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Akkuyu Nükleer A.Ş. arasında imzalanan protokol kapsamında Silifke'de Nükleer Enerji Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi kuruldu. Bugün Mersinli bir öğrenci, lise çağında nükleer sektöre yönelik bir eğitim programına girebiliyor. Novovoronej ya da Sosnovy Bor örneklerinde onlarca yılda oluşan bu yapı, Mersin'de şimdiden şekillenmeye başladı" dedi.

'2 BİN ŞİRKET, 14 MİLYAR DOLARLIK YERLİ KATKI'

Projenin Türk sanayisine etkisini değerlendiren Ergün, Akkuyu NGS'nin nükleer santral inşası, işletmeye alma, kalite güvencesi, nükleer güvenlik ile bakım ve işletme alanlarında Türkiye'ye önemli bir deneyim kazandırdığını söyledi. Açıklanan verilere göre yaklaşık bin Türk şirketi projede yer alarak yetkinlik kazandı ve nükleer sektörün temel taşları arasında yer alan kalite ve güvenlik kültürüyle tanıştığını ifade etti.

Ergün, bu birikimin nükleer sektörle sınırlı kalmadığını belirterek şöyle devam etti: "Bir firma Akkuyu için üretim yapabilmek üzere uluslararası nükleer kalite standartlarına uyum sağladığında, bu yetkinliği yalnızca o proje için kazanmıyor. Aynı kalite güvence sistemi, aynı izlenebilirlik ve aynı denetim kültürü, o firmanın savunma sanayiinden havacılığa, basınçlı kaptan ağır makineye kadar bütün üretim hatlarına taşınıyor. Akkuyu'nun Türk sanayisine en kalıcı katkılarından biri budur: yüksek standartların tek bir sektörde kalmayıp yaygınlaşması" dedi.

'TEKNOLOJİ, EĞİTİM VE BİLİMDE KAYDEDİLEN İLERLEME'

Türkiye çapında Akkuyu ile açılan yolda teknoloji, eğitim ve bilim alanlarında da önemli ilerlemeler kaydedildiğini belirten Ergün, bunun en somut örneğinin Rusya'da eğitimlerini tamamlayarak Akkuyu NGS'de görev almaya başlayan Türk uzmanlar olduğunu söyledi. "Türkiye'nin ilk nükleer santralinde görev yaparak bu alanda öncü olan genç mühendisler şu anda santralde çeşitli departmanlarda çalışıyor ve Türkiye'nin ilk nükleer enerji eğitim merkezi olan saha içindeki merkezde yetkinliklerini geliştirmeye devam ediyor. Nükleer santrallerde çalışmak üzere yetiştirilen mühendislerin ve teknik personelin bilgi birikimi, ülkemiz açısından uzun vadeli bir kazanımdır" ifadelerini kullandı.

'AKKUYU'NUN ASIL ÖNEMİ KAZANDIRDIĞI DENEYİM'

Ergün, teknoloji transferinin tanımına da dikkat çekti: "Teknoloji transferi, yalnızca bir teknolojinin ülkeye getirilmesiyle gerçekleşmez. Asıl teknoloji transferi; o teknolojiyi anlayabilecek, değerlendirebilecek, geliştirebilecek ve gelecekte kendi tasarımlarını ortaya koyabilecek insan kaynağının yetiştirilmesiyle mümkündür. Akkuyu, bu insan kaynağının yetişmeye başladığı ilk ve en büyük okul oldu. Üniversitelerimizin, araştırma kuruluşlarımızın, düzenleyici kurumlarımızın ve sanayimizin bu süreçte birlikte çalışması son derece önemlidir" dedi.

Türkiye'nin nükleer enerji alanındaki hedefinin yalnızca nükleer santral sahibi olmakla sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Prof. Dr. Ergün, şunları söyledi: "Gerekli bilimsel, teknik ve endüstriyel yetkinlikleri geliştirerek nükleer teknolojileri tasarlayabilen, gerekli ekipmanları üretebilen, güvenlik analizlerini gerçekleştirebilen ve uluslararası nükleer sanayiye ürün ve hizmet sunabilen bir ülke haline gelmemiz mümkündür. Bu yolda en zor adım atılmış, ülke nükleer sanayinin içine girmiştir. Nükleer enerjinin gerçek kazanımı yalnızca üretilen kilovatsaatlerle değil; yetiştirilen insan kaynağıyla, geliştirilen teknolojilerle ve oluşturulan sanayi kapasitesiyle de ölçülmelidir. Türkiye açısından asıl fırsatın burada olduğunu düşünüyorum" dedi.

#fethiyede #haberodasi #HelalElDiyarMedya #kimkimdir #koseyazari #sondakikasondakika

üner, çolak, akkuyu'nun, karbon, salımını, azaltıp, dışa, bağımlılığı, düşüreceğini, belirtti, öğretim, üyesi, haberodasi.com, Fethiyede, Son Dakika · Son Dakika

Fethiye'de ✍️🖋 DYN د ي ن Life & Live E L L H ال ل ه Asist System.

Manifest des Herausgebers

DYN Life & Live ELLH Asist System
Powered by Helal El Diyar Medya
Yayın kimliği Helal El Diyar Medya himayesindedir. Haber metinleri kaynak belirtilerek yayımlanır.
RBر ب 'bimiz ELLH ا ل ل ه'ın NAM'ına BAKIN ve GِöR'ün !!
NAM ED'ERİMKİ , BUNLARI YARATAN
RBر ب 'BİMİZ ELLH ا ل ل ه’ GANİYDİR, HAMİD’DİR
VARLIĞA BAKIN, VAR EDENİN SANATINI DÜŞÜNÜـN
EL MSVR ا ل م ص و ر
Powered by Helal El Diyar Medya

Yorum Yap

Kommentare erscheinen nach Freigabe. Registrieren veya anmelden um schneller zu kommentieren.

Freigegebene Kommentare

Noch keine Kommentare.

Bağlantılı · Sıradaki adım

Haber · Son Dakika

Haber: Üner Çolak, Akkuyu'nun karbon salımını azaltıp dışa bağımlılığı düşüreceğini belirtti — Fethiye’de ✍️🖋 DYN د ي ن Life & Live E L L H ال ل ه Asist System

Werbung
Werbung