Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığınca düzenlenen "Türk Dünyası Diyalog Forumu" kapsamında gerçekleştirilen "Medeniyet Perspektifinden Türk Dünyası ve Gelecek Tasavvuru" başlıklı özel oturuma katıldı.
Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu Üyesi Prof. Dr. Kılıç Buğra Kanat'ın moderatörlüğünü üstlendiği oturumda Kalın, Türk dünyasının ortak medeniyet birikimini, gelecek hedeflerini ve güvenlik alanındaki iş birliğini değerlendirdi.

MİT Başkanı Kalın, Türk Dünyası Diyalog Forumu kapsamındaki özel oturumda konuştu.
TÜRK DÜNYASINI BİR ARADA TUTAN ÜÇ ANA EKSEN
Türklerin kadim Orta Asya coğrafyasını birleştirerek bugüne taşıyan üç ana düşünce eksenini devlet aklı, dil ve fikir birliği ile gönül birliği olarak sıralayan Kalın, birlik iklimini inşa etmek ve zenginleştirmek için bugün de yoğun çaba gösterildiğini belirtti.
Kalın, Türk Devletleri Teşkilatı vizyonunun üç ana hedefinin milli değer birliği, dil ve fikir birliği ile farklılıkları anlama konusundaki geniş ufuk olduğunu söyledi.
Geniş Türk coğrafyasında kültürel farklılıkların ve bir arada yaşama kültürünün hâlâ en üst düzeyde varlığını sürdürdüğünü dile getiren Kalın, Türk cumhuriyetlerinin 1991'de bağımsızlıklarını kazanmasıyla Orta Asya Türk tarihinde yeni bir sayfa açıldığını ifade etti.
O tarihten bu yana Türk dünyasının birçok alanda önemli adımlar attığını vurgulayan Kalın, "Bunun en üst düzey ve kurumsal yapısı da bugün Ankara'da 13'üncüsü yapılan Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi olmuştur." dedi.
200 milyona yakın nüfus, 2,17 trilyon dolarlık ekonomik güç
Türk dünyasının coğrafi büyüklüğüne, nüfusuna ve ekonomik kapasitesine işaret eden Kalın, bu birikimin küresel barışa sunduğu katkıyı şu sözlerle anlattı:
"Yaklaşık 4,8 milyon kilometrekareye, 200 milyona yakın nüfusa ve 2,17 trilyon dolarlık bir ekonomik güce sahip olan Türk dünyası, Orta Asya'dan Kafkasya'ya, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nden Doğu Akdeniz'e ve Macaristan'a kadar uzanan bu geniş coğrafya içerisinde küresel barışa çok önemli katkılar sunuyor."
Bu gelişmelerle birlikte Orta Asya Türk coğrafyasının yakından takip edilen bir bölgeye dönüştüğünü belirten Kalın, Türk Devletleri Teşkilatının diğer ülkelerle ilişkilerinde karşılıklı çıkarı ve eşitliği esas aldığını vurguladı.
"Zaman zaman buranın başka ülkelere, çevrelere farklı bir alternatif, tehdit veya rakip olarak algılandığına dair tasavvurların öne çıktığını görüyoruz. Temel prensip olarak Türk Devletleri Teşkilatı'nın hiçbir üçüncü tarafa tehdit oluşturmadığını, her aktör ve her coğrafyayla eşit, karşılıklı çıkar ilişkisine dayalı, göz hizasında bir ilişkiyi esas aldığını ifade etmek isterim."

ENERJİ VE GIDA GÜVENLİĞİNDE KİLİT COĞRAFYA
SSCB'nin dağılmasının ardından bağımsızlıklarını kazanan ülkelerin yaşadığı dönüşümü değerlendiren Kalın, ekonomik kalkınma ve istikrar alanlarında kaydedilen ilerlemeye dikkati çekti.
Kalın, "Azerbaycan'ın, Kazakistan'ın, Özbekistan'ın bugün ulaştığı ekonomik kalkınma seviyesine, enerji güvenliğindeki kilit rolüne ve diğer alanlara baktığımız zaman, geçtiğimiz 40 yıla yakın süreç boşa geçmedi. Liderler gerçekten yoğun çalıştılar ve ülkelerini güvenli, huzurlu ve istikrarlı tutmak suretiyle kalkınma hamlelerini gerçekleştirdiler." ifadelerini kullandı.
Türk dünyasının coğrafi birlik, hafıza, kültür ve düşünce bakımından birlikte hareket etmesinin önemini vurgulayan Kalın, Orta Asya Türk cumhuriyetlerinin ekonomilerinin birbirini tamamlayan bir yapıya sahip olduğunu belirtti.
Kalın, bölgenin hem enerji hem de gıda güvenliğinde kilit konumda bulunmasının, ortak hedefler etrafında Türk cumhuriyetlerini birbirine yakınlaştırdığını söyledi.
DİJİTALLEŞME ÇAĞINDA TARİH VE AİDİYET VURGUSU
Ekonomik ve siyasi küreselleşmenin tarih, hafıza ve kültür gibi temel unsurları ortadan kaldıramayacağını ifade eden Kalın, insanın dijital dönüşüm içindeki konumuna da değindi.
Kalın, "Biz istediğimiz kadar 'homo digitus' adlı dijital varlığa doğru gitsek de insan, insan olmaya devam edecek. En azından bu iddiasını devam ettirip insan kalmaya gayret edecek." dedi.
Aidiyet, tarih, hafıza ve kültürel birlik kavramlarının belirleyici niteliğini koruyacağını kaydeden Kalın, Orta Asya'nın bu birikimiyle dünyanın yeni istikametinin şekillenmesine önemli katkılar sunacağını dile getirdi.

ORTAK ALARM SİSTEMİYLE EŞ ZAMANLI TEHDİT TAKİBİ
Türk dünyasında teknoloji alanında önemli adımlar atıldığını belirten Kalın, istihbarat teşkilatları arasında terörle mücadele, insan kaçakçılığı, radikalleşme ve çatışma bölgelerinden kaynaklanan tehditlere karşı yakın iş birliği yürütüldüğünü bildirdi.
Kurulan alarm sistemi sayesinde ortaya çıkan tehditlerin tüm paydaşlarla aynı anda izlenebildiğini açıklayan Kalın, şöyle konuştu:
"Teknoloji alanında da çok önemli adımlar atılıyor. Türk Dünyası İstihbarat Teşkilatları arasında yürüttüğümüz yoğun faaliyetlerde de bu konudaki iş birliğimiz çok ileri düzeyde. Terörle, çatışma bölgeleriyle, insan kaçakçılarıyla, radikalleşmeyle mücadele ve diğer alanlarda da Türk dünyası istihbarat örgütleriyle çok iyi bir iş birliği içerisindeyiz. Hatta kurduğumuz alarm sistemiyle, bir yerde ortaya çıkan tehdidi aynı anda tüm paydaşlarla birlikte tespit ve takip etme imkanına sahibiz."
"HEPİMİZ GÜVENDE OLMADAN HİÇBİRİMİZ GÜVENDE DEĞİLİZ"
Türkiye'nin güvenlik yaklaşımının bütüncül ve entegre bir anlayışa dayandığını vurgulayan Kalın, ülkelerin kendi güvenliklerini sağlarken komşularının ve ortaklarının güvenliğini de gözetmesi gerektiğini söyledi.
Güvenliğin devredilemeyeceğine işaret eden Kalın, şu değerlendirmede bulundu:
"Çünkü bizim güvenlik anlayışımız bütüncül, entegre bir güvenlik anlayışı. Biz hep şu ilkeyle hareket ettik: 'Hepimiz güvende olmadan hiçbirimiz güvende değiliz.' Kendi güvenliğimi garanti altına almak için mutlaka paydaşlarımın, komşularımın, ortaklarımın güvenliğini de dikkate almak zorundayım. Güvenlik konusunda bencil davranamazsınız. İkinci olarak da güvenliği devredemezsiniz. Güvenliği kendiniz sağlamak zorundasınız. Ancak güvenliğe bütüncül bir bakış açısıyla yaklaştığınız zaman kendi güvenliğiniz için de mutlaka komşularınızın ve paydaşlarınızın güvenliğini esas almak durumundasınız."
GÜVENLİK İŞ BİRLİĞİ BÖLGESEL SORUNLARIN ÇÖZÜMÜNE KATKI SAĞLIYOR
Türk dünyasında gelişen güvenlik ve istihbarat iş birliğinin bölgesel sorunların çözümünde de rol oynadığını belirten Kalın, geçmiş yıllarda meydana gelen bazı sınır sorunları ve toplumsal olayların krize dönüşmeden çözülebildiğini ifade etti.
Kalın, "Bu alanlarda Türk dünyasında gerçekten çok iyi bir iş birliği olduğunu ifade edebilirim. Bu güvenlik ve istihbarat entegrasyonumuz sayesinde, geçtiğimiz 20-25 yılda zaman zaman ufak tefek sınır sorunları yahut toplumsal olaylar yaşandı ancak bunların hiçbiri bir krize dönüşmedi. Kısa sürede çözüme kavuşturuldular ve güven ortamı tekrar sağlandı." dedi.
Türk devletlerinin istihbarat teşkilatlarının düzenli toplantı ve zirvelerde bir araya geldiğini aktaran Kalın, bu görüşmelerde ortak güvenlik meselelerinin değerlendirildiğini ve istihbarat paylaşımı yapıldığını bildirdi.
İş birliğinin etkinliği açısından karşılıklı güvene dayanan iletişimin önemini vurgulayan Kalın, şunları kaydetti:
"Bizim istihbarat teşkilatımızın da dönüşümlü olarak düzenli yaptığı toplantılar ve zirveler var. Buralarda bu konuları çok etraflı bir şekilde ele alıyoruz. Beni memnun eden gözlemlerimden bir tanesini ifade etmek isterim: Bu konularda karşılıklı güvene dayalı, şeffaf bir iletişim modeli geliştirmek son derece önemlidir."

SİBER TEHDİTLERE VE DEZENFORMASYONA KARŞI ORTAK ÇALIŞMA
Kalın, Türk devletlerinin istihbarat teşkilatları arasında siber tehditler ve dezenformasyonla mücadele alanlarında da kapsamlı çalışmalar yürütüldüğünü söyledi.
Sosyal medyanın manipülasyona açık yapısına dikkati çeken Kalın, "Çünkü sosyal medya hem çağımızın bir gerçeği hem de en fazla manipülasyona açık olan alanlardan bir tanesi. O yüzden orada mutlaka teyakkuz hâlinde olmak lazım." ifadelerini kullandı.
LİDERLER ARASINDAKİ YAKINLIK KURUMLARA DA YANSIMALI
Türk devletleri arasındaki ilişkilerin yalnızca liderler düzeyinde kalmaması gerektiğini belirten Kalın, kurumlar arasındaki temasların artırılmasının önemini vurguladı.
Kalın, "Genelde uluslararası ilişkilerde şöyle bir tablo görüyoruz: Liderler düzeyinde çok iyi ilişkiler olur, güzel bir hava olur, rüzgâr eser ama bunun aşağıya yansıması zaman alır. Bu yansımanın daha güçlü ve etkili olması lazım." dedi.
Üniversiteler, akademisyenler ve düşünce kuruluşları arasında daha yakın ilişkiler kurulması çağrısında bulunan Kalın, Türk devletlerinin birbirlerinin bilim ve düşünce dünyasını daha yakından takip etmesinin ortak geleceğe katkı sağlayacağını ifade etti.
Kaynak: Takvim







































































